Yenilikçi ürünler taklitlerinden nasıl korunacak? Ekonomi yaşamının her noktasında rekabet, bugün görülmemiş boyutlara ulaştı. Hem de küresel boyutta...
Bu küresel rekabeti, Çinden ithal edilen ve değeri kuruşlarla ölçülebilecek ürünlerin kiloyla satıldığı Tahtakalenin ara sokaklarında da görebiliyoruz; Türkiyenin en köklü ve büyük sanayi şirketlerinin büyük Ar-Ge bütçeleri kullanarak geliştirdikleri yenilikçi ürünlerin 2 hafta sonra piyasaya çıkan taklitleriyle karşılaştığımızda da... Aslında bugünün girişimcilerinin karşı karşıya olduğu en kritik soru, “küresel rekabette başarılı olabilecek yenilikçi ürünlerin taklitten nasıl korunabileceği”dir. Bu sorunun yanıtı da, “patent sahibi olmak”tır. Bir de bugün karşı karşıya olduğumuz tabloya bir bakalım: Türk şirketleri patent sahipliği konusunda bugün küresel ekonominin önde gelen aktörleriyle kıyaslanamayacak bir konumda. Bir örnek vermek gerekirse, Türk sanayinin 1879 yılından bu yana sahip olduğu toplam patent sayısı, ABDde bir hafta içinde alınan patent sayısına eşittir. Japonyada yılda 400-450 bin arasında patent başvurusu yapılmaktadır, ülkemizde ise faydalı modelleri dahil etseniz dahi 10 bin adet değil başvurular. Bu büyük farklar, Türk sanayi ve Ar-Gesinin zayıflığına değil, Ar-Ge departmanlarının patent elde etmeye yönelik çalışmalarının zayıflığına bağlıdır. Ar-Ge harcamalarının GSYH içindeki payı karşılaştırıldığında Türkiye ile gelişmiş ülkeler arasında 3-4 kata varan farklar vardır, ama patent sayısındaki uçurum bu bütçe farklarıyla açıklanabilecek boyutların çok ötesinde. Ülkemizde Ar-Ge çalışmaları patentlenmediği için, yani karlılığa dönüştürülemediği için gelişmiş ülkelere göre güdük kalmaktadır. Türk sanayi, patentlenebilir yeni ürünler geliştiremediği için rekabetçi değildir. Bunun nedeni de, Ar-Ge departmanlarının patent odaklı bir şekilde çalışmıyor olmalarıdır. Çözüm de bilinçsiz bir şekilde Ar-Ge bütçelerini artırmak değil, Ar-Ge departmanın rekabetçi ve katma değer yaratan yeni teknolojiler üretebilmesidir. Bunu ölçmenin yolu da Ar-Ge departmanlarının ürettikleri patent sayısına bakmaktır. Yani kısacası pratik çözüm, Ar-Ge departmanlarının en hızlı şekilde patente ulaşmasını sağlayacak bir yönetim sisteminin kurulmasıdır.